Haber Tahtası

Tablonun Önü Arkası

Ruhsen KUMDALI - Çalakalem Satırlar

Ruhsen KUMDALI - Çalakalem Satırlar

E-Posta :

Biz, referandum sonrasından önce referanduma neden gidildiğini bilirsek sonuçlarının oluşmasına neden olan spekülasyonların ve müdehalelerin gerçek yüzünü daha iyi anlamış oluruz.


Referandum, dış dünyada gücünü ve itibarını kaybetmiş olan bir tek n dünya ile yeniden pazarlık edebileceği bir gücü elde etme düşüncesinden kaynaklanmıştır.

Şöyle ki;

Türkiye' de hukuk devletinin olmadığına dair bir takım baskıların yanı sıra AB müzakereleri için gerekli olan demokratik koşullara da geçilmediği halde halkın büyük bir çoğunluğunun bu tabloya destek verdiğini dünyaya ispat etmek isteyen Tayyip Erdoğan, MHP' yi de yanına çekerek % 60-70 oranında bir oy çıkartmayı hesap etti.

Şayet öyle bir oy elde ederse bunu yatırımcılara ve kreditörlere kabul ettireceği varsayımından hareketle olası aksilikler için de OHAL imkanlarını seferber etti.

Malum olduğu üzere, bu teori tutmayınca son anda YSK kararıyla sandığı kaptı ve malesef bu günkü muhalif yapı sayesinde de bu iş oldu bittiye getirildi.

Ancak bu oyunları gören özgür dünya ve küresel güç odakları şu anda Türk halkının yanında ve Tayyip Erdoğan' ın karşısında duruyorlar. Bunu anlamak için Tayyip Erdoğan' ın Hindistan seyahatinin bir fiyasko olduğunu görmemiz yeter, olmadı Rusya seyahati bir fiyaskodur. Çin' e gitti aynı, yetmedi Amerika seyahati de fiyaskodur, en son NATO zirvesi de fiyaskonun zirvesidir.

Çünkü hiç bir tezini kabul ettiremeyen Türkiye, kimseyi ikna edemediği gibi kendi düşünceleri doğrultusunda oluşacak bir mutabakat metnini de ortaya çıkartamadı.

Tam tersine dışlandı, aynı olayı Suriye' de yaşıyoruz. Türkiye' nin terörist ilan ettiği YPG ya da YPG öncülüğündeki Suriye Demokratik Güçlerini müttefik ilan ediyor.

Yani o bölgede konuşlanan ABD, Rusya, Almanya, İngiltere, Fransa hatta İran müttefik olarak kabul ediyor. Ayrıca Suriye rejimini de YPG' nin rejim yanında olan resmi bir güç olduğunu ifade ediyor.

Bu tablodan da anlaşılacağı gibi o lokasyonda Türkiye, yanındaki siyasal İslam çapulcuları ile birlikte yalnızları oynuyor. Bu bir yenilmişliktir aynı zamanda da bir kuşatmadır.

Akdeniz, Ege ve Karadeniz' de muhasara altına alınan Türkiye Yunanistan ve Bulgaristan sınırlarında da çıkış yolu bulamaz hale geldi.

Bu, yolların tıkanması, öncelikle güç hareketinin engellenmesi, daha sonra Türkiye' nin kara para kanallarının kapatılması ve kendi sınırlarına mahkum edilmesi demektir.

Bu arada Güneydoğu' da var olan çatışmaların hızlanmış olması da Türkiye' yi daha doğrusu Tayyip Erdoğan rejimini bir dış müdahaleye açık hale getiriyor.

Dış müdahale dediğimiz zaman hepimiz ayağa kalkıyoruz ve vay emperyalistler (yayılmacı) ülkemizi işgal edecek diye feryada başlıyoruz.

Değerli Okurlar,

Biz halen soğuk savaş dönemlerinin beynimizde yarattığı travmadan bir türlü kurtulamadık. Bu ülkeler bize kredi veriyor, bize yatırımcı olarak geliyorlar o zaman düşman değil dost ve müttefikler ama bizim yönetimimiz siyasal islam çeteleriyle iş birliği yapınca, buna karşı çıktıkları için hemen düşman ilan ediliyorlar.

Bu ülkeler, bizdeki sansürü- baskıyı- demokrasinin yok edilişini feryat ederek diretiyorlar yani bunu bizler için yapıyorlar ama bizler halen bunları emperyalistler olarak niteliyoruz ve ağzımızı böyle açıyoruz böyle kapatıyoruz.

BM' lerin ve NATO' nun görev ve yetkileri açıktır. Güçlerin tek bir noktaya toplandığı ülkelere müdahale ederler, bunun nedeni de çok basittir. Çünkü tek adamlar toplumların örgütlü halini darmadağın ederler, bu gün bizde olduğu gibi. Örgütlü olmayan toplumlar demokratik hak ve özgürlüklerini koruyamazlar, aynı bizde olduğu gibi.

Yine bu gün, AKP ile senkronize olmuş bir siyaset arenasında iktidar ve muhalefet, sistemin yapı taşlarını oluşturuyorsa, toplum da bunları yerinden oynatamıyorsa işte bu durumda NATO ve BM müdahalesi gündeme gelir.

Şimdi buna göre ne yapılması gerekmektedir, ona göre karar verilmeli.

Bakın ekonomi battı, turizme yine çizik attık. Tarım çöktü, tekstil SOS veriyor, inşaat dahil tüm sektörler artık reklam kampanyaları ile çıkış yolu arıyor ama bunların hepsi nafile hamleler.

Dolayısıyla bu gün AKP iktidarı ve saray saltanatı hiç bir şeye çözüm bulacak noktada değildir. Onlar iktidarlarını uzatmak için hamleler yaparken biz de onları yıkacak hamleleri yapmalıyız ancak bu hamleler, alışılagelmişin dışında olursa onların beyin kimyasallarını bozar ve onları çaresizliğe atar.

Baskıların ve tutuklamaların artmış olması ve yapay gündemlerin sürekli olarak tartışmaya açılmış olması aslında iktidarın son günlerini bize gösreriyor.

Bu tabloya göre düşünülmeli, örgütsel güçlerin buna göre sahaya indirilip toplumla ve dış dünyayla kaynaşarak bir muhalefet bloğu oluşturulmalıdır..

Saygılarımla,

İzlenme: 215 Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

Tüm Yorumlar
  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

ÇOK OKUNANLAR

KÜTAHYA - HAVA DURUMU

KUTAHYA

FOTO GALERİ

VİDEO GALERİ

Ziyaretçi Sayacı

Bugün:
817 hit, 92 ziyaretçi, 95 ziyaret
Bu hafta:
817 hit, 82 ziyaretçi, 95 ziyaret
Bu ay:
25436 hit, 2038 ziyaretçi, 2320 ziyaret
Toplam:
934267 hit, 214414 ziyaretçi, 301568 ziyaret